Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
6 tane "bulgu" etiketli yazı bulundu "bulgu" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
Ağu
01
    
ekip | 01 Ağustos 2008 17:29 | 0 fav | etiket: , , , , , , ,  

Kızamık genelde çocuk hastalığı olarak bilinsede nadir olarak yetişkinlerde de görülebilmektedir,biraz ayrıntısına girersek..
Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.
Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur.
Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı
18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir.
Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.

 



 
Tem
26
    

Kardeşim tansiyon hepimizde var,biraz sakin ol sinirlerine hakim ol tansiyonunu 5e takma sonra gelipte burda hipertansiyonu okuma,yani tansiyonunu zıplatırsan hipertansiyon olur,hiper aktif çocuklar gibi aynen yerinde duramazlar ya pır pır pır onun için sakin olalım tansiyonda otursun oturduğu yerde iş açmayın birde eşe dosta:)neyse şaka tabi allah hepimize akıl fikir ve sağlık başta olmak üzere ne ihtiyacımız varsa versin...hadi bakalım şu zıplatma tansiyona...

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg'dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.


Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?

Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.

Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün "uygarlaşma" ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.


Hipertansiyon Riskleri

Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.

 Kalp hastası varsa yazıyı okuyan aman ha...aman ha..... herşey geçer sinirleri zıplatmayın hipertansiyonla tanışmayın,tanışılacak çoooook güzellikler var...



 
Tem
26
    
ekip | 26 Temmuz 2008 00:41 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , ,  

İshal yada isal herneyse hastalık işte adamı deli eder hele birde yolda yakalarsa,neyse allah kimseye vermesin yalnız şu var ishal hastalık değildir deseler de ben bunun bağırsaklardaki kalıcı yani farkında olduğunuz yada olmadığınız bir sorundan kaynaklandığına eminim,ve ishalin en iyi ilaçları hele o gün dışarı çıkmak zorundaysanız....sıcak kola(isim vermem kola işte hepsi aynı),şekersiz çay ve haşlanmış patates... bir teşekkür edin yeter ve o gün eve sağlam gidin o da yeter hadi birazda ayrıntılı bakalım şu isal illetine....

Tanım
İshal dışkının sıklığında, miktarında ve hacminde bir artma olarak tarif edilir. İshal bir hastalık değil , değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bir belirtidir.
Doktorunuza başvurun

 

ü       siyah renkte veya kanlı dışkılama varsa

ü       karın ağrısı şiddetli ise

ü       kuru deri , kuru ağız , kalp hızı artışı , konfüzyon , anormal deri turgoru ( deri hafifçe sıkıştırılıp bırakıldığında normal gerginliğine ulaşması biraz zaman alır ) , zayıflık , bebeklerde fontanel çöküklüğü gibi dehidratasyon belirtileri varsa

ü       ishal dört günden fazla sürmüşse

ü       fışkırır tarzda ishal , kanlı ishal , tenesmus ( dışkılama hissinin olması ama dışkılayamama ) , yüksek ateş veya titremeyle ateş gibi diğer belirtiler varsa …
Nedir
İshalin çoğunluğu barsak enfeksiyonundan kaynaklanır. İshalin yaygın formları “gastroenterit” adı altında toplanır. Bu durum kusmayı içerebilir ve sıklıkla okullarda , mahallerde ve ailelerde küçük epidemiler yapabilir. İshalin çoğu birkaç günde tedavisiz iyileşir. Bazı ilaçlar ishale sebep olabilir veya ishali daha da kötüleştirebilir.
Sık rastlanan nedenleri
akut ishaller

ü       bakteri , asalak , virüs kökenli enfeksiyonlar

ü       besinlerle alınan stafilokoklara ve toksinlerine bağlı olanlar

ü       salmonelloz

ü       şigelloz

ü       virüslerin etken olduğu mide-barsak iltihapları

ü       enfeksiyon dışı nedenlere bağlı ishaller

ü       aşırı besin alımı ( alkol , katı ve sıvı yağlar )

ü       besin zehirlenmesi ( mantar vb )

ü       zehirli madde alımı ( kimyasal maddeler )

ü       antibiyotiklere bağlı barsak enfeksiyonları
kronik ishaller

ü       genel bozukluklar

ü       sistemik hastalıklar ( hipertiroidizm , üremik sendrom , vücudun şeker dengesini yeniden kuramadığı şeker hastalığı , vitamin eksiklikleri)

ü       başka bir hastalığın tedavisi sonucunda oluşan ishaller ( antibiyotikler , kemoterapi , barsak yumuşatıcılar , midenin bir bölümünün alınması , barsağın bir bölümünün alınması , dölyatağı boynu kanserlerinin tedavisinde ışınlama sonucu oluşan düz barsak ve sigmoid kolon iltihabı vb. )

ü       kalın barsak hastalıkları

ü       amipli dizanteri

ü       ülseratif kolit

ü       kalınbarsak ve düzbarsak iltihabı

ü       ince barsak hastalıkları

ü       bölgesel ince barsak iltihabı

ü       emilim bozukluğuna bağlı ishaller

ü       ruhsal bozukluklar

ü       kalınbarsağın sinirsel hastalığ

ü       salgıya bağlı hastalıklar ( mukoza koliti )

ü       barsak hareketlerinin düzensizliği ( aşırı duyarlı kalınbarsak )
İlk yaklaşım

ü       vücudun su ve tuz dengesini sağlamak amacıyla damar yoluyla tuzlu su eriyikleri verilir.

ü       daha hafif olgularda tedavi beslenme önlemleriyle uygulanır. Açık çay , çiğ elma ya da havuç püresi , pirinç lapası , hafif tuzlu sebze çorbası ile birlikte pirinç suyu verilir.

ü       ilk 24 saatte yeterli su ve öbür sıvıların verilmesi gerekir. Daha sonra sıvı miktarı vücudun su gereksinimine göre ayarlanır.

ü       akut ishal nöbetlerinde , kronik ishale yolaçan öteki kalınbarsak hastalıklarında ( ülseratif kolit ve divertikül hastalığı ) yada iltihaplarında posası az bir diyet uygulanır

. ü       az posalı beslenme

 ü       içecekler
izin verilen : açık çay , malt , orta derecede gazlı içecekler
izin verilmeyen : soğuk ve alkollü içecekler , koyu kahve , çay , kakao

ü       süt
izin verilen : hastanın uyumuna bağlı olarak az miktarda , sıcak süt verilebilir.
izin verilmeyen : hastalığın akut evrelerinde

ü       et-balık
izin verilen : iyice ezilmiş olarak dana , sığır , tavuk , kuzu etleri önerilir. Taze ve derin dondurulmuş balık türleri.
Balık ve etlerin hazırlanması : haşlanmış , ızgara , çok az yağ ve baharat eklenmiş, fırınlanmış olarak yenebilir.

ü       ekmek , hamur içi , pirinç ve öteki tahıllar
izin verilen : içi çıkarılmış beyaz ekmek ya da tost ekmeği , grissini , peksimet , kraker. Küçük parçalar biçiminde pişmiş hamur işleri , az miktarlarda ( 30-40gr.) pirinç , pirinç suyu
izin verilmeyen : çavdar ya da kepek ekmeği , ekmek içi , ağır hamur işleri , kepek unu içeren tüm besin maddeleri

 ü       yumurta
izin verilen : haşlanmış , rafadan
izin verilmeyen : yağda pişirilmiş

 ü       tatlandırıcı yağlar
izin verilen : sıvı yağ , tereyağı ( az miktarda olmak koşuluyla )
izin verilmeyen : hayvanların iç yağları

ü       tatlılar , şekerli gıdalar
izin verilen : marmelat , meyve jöleleri , kremasız kuru bisküviler , sütlü kremalar , hafif hamur işleri
izin verilmeyen : kremalı pastalar , yumurta ya da kuru meyve içeren kremalar , çikolata , dondurma

 ü       az lif içeren ve önerilecek yeşil yapraklı sebzeler : kuşkonmaz ( uçları ) , pancar , karnabahar , soğan , dereotu , hindiba , marul , patates , bezelye , domates , kereviz , ıspanak , kabak

ü       verilmesi doğru olmayan besinler : enginar , lahana , Brüksel lahanası , yeşil fasulye , mercimek , kuru bezelye , kuru fasulye , yeşil biber

ü     önerilen meyveler : kayısı , ananas , portakal , muz , kavun , elma , şeftali , greyfurt



 
Tem
24
    
ekip | 24 Temmuz 2008 00:58 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

Çağın hastalığı kansermi yoksa kalpmi yoksa aşk mı? Yok bence hiçbiri sadece bunları kafaya takanlar,bunların hepsi geçer biraz sabır ve inanmak yeterli sadece panik yapmamak ve boşvermemek lazım....:)

Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredaki meme kanserleri tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir. Meme kanserine erken evreda tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır;

  • Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri
  • Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri
  • Mamografi

Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek risk taşıyıp taşımadığını belirler. Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri riskinin belirlenmesine yardımcı olabilir.

İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?

İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?

Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası mı?

Meme kanseri olmuş kızınız var mı?

Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?

Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere rastlandı mı?

Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış) kansere rastlandı mı?

Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk kategorisi olduğu düşünülen bazı risk faktörleri yer almaktadır.

Yaş

Genetik

Kişisel tarihçe

Aile tarihçesi

Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi

Adet görmeye başlama yaşı

Gecikmiş doğum

Alkol

Sigara

Yemek alışkanlıkları

Kilo

Önceki radyoterapiler

Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT)



 
Tem
24
    
ekip | 24 Temmuz 2008 00:52 | 0 fav | etiket: , , , , , ,  

Bir kanser çeşidi daha ama bununda ilacı var siz değil o korksun,düşman varsa mermi bulunur o düşünsün...

Sindirim sisteminde ince bağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 - 2 metre uzunluğundaki kısım kolon yani kalın bağırsaktır; bunun son 15 cm.'lik bölümüne rektum adı verilir.

Kalın bağırsak ya da kolon ve rektum kanserleri, özellikle gelişmiş batı ülkelerinin önemli bir sağlık sorunudur; A.B.D., Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya v.b. ülkelerde toplumda görülme sıklığı yüz binde 40-60 arasında değişmektedir. A.B.D.'de yılda yaklaşık olarak 150,000, Avrupa'da 170,000 tüm dünyada ise yaklaşık olarak yılda bir milyon yeni vaka görülmektedir. Yaşam süresi boyunca toplumda her 50 kişiden birinde kolorektal kanser oluşmaktadır. A.B.D.'de tüm yeni kanser vakaları içinde görülme sıklığı erkekte ve kadında % 11 oranı ile üçüncü sırayı almaktadır.

  • En önemli belirti dışkılama alışkanlığında değişme gözlenmesidir; bu, ishal ya da kabızlık şeklinde olabilir.
  • Dışkıda kanama bulunması,
  • Dışkının kalem gibi incelmesi,
  • Sık tuvalete gitme ihtiyacı, fakat yetersiz dışkılama,
  • Aralıklı, bazan kolik tarzında karın ağrısı, gaz sancıları,
  • Nedeni bilinmeyen kilo kayıpları,
  • Kansızlık, kendini aşırı yorgun hissetme,
  • Bulantı ve kusma.
  •  

  • Öncelikle hastanın doktora başvurması ve çok iyi bir fizik muayene yapılması gereklidir. Daha sonra sırasıyla aşağıdaki testler yapılır;
  • Dışkıda gizli kan incelenmesi. Son derece basit bir testtir, hastanın özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuarda incelenir.
  • Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi v.b.)
  • Laboratuar tetkikleri (tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler). Bunların arasında CEA (karsinoembriyonik antijen) tetkiki kalın bağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.
  • Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması ve patolog tarafından incelenmesi).

  • Kalın bağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Bu konu çok önemli olup hayati önemi vardır. Yapılan çalışmalar, onkoloji prensiplerine uygun olarak ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatların hastanın geleceği açısından en önemli faktör olduğunu göstermiştir.

    Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır. Örneğin, tümörün bağırsağa komşu lenf düğümlerine sıçradığı evre III vakalarda adjuvan kemoterapi artık tüm dünyada standarttır.

    Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek (kolostomi torbaları ile) bazen kaçınılmazdır. Ancak son yıllarda ameliyat öncesi radyoterapi ile birlikte kemoterapi uygulanması anüsün korunmasını önemli ölçüde sağlayabilmektedir.

    Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi) devreye girebilmekte ve hastaların yaşam süresi uzatılmaktadır. Son birkaç yılda bulunan hedefe yönelik yeni biyolojik ilaçlar (bevacizumab, cetuximab) sayesinde tedavide başarı oranı artmıştır.



     
    Tem
    24
        
    ekip | 24 Temmuz 2008 00:24 | 0 fav | etiket: , , , , ,  

    Kanser korkulacak ve iyileştirilemeyecek bir illet değildir,önce bunu belirtelim,her hastalığın olduğu gibi kanserinde çaresi var,yalnız biraz sabır ve sakinlik ondan sonrada iyileşme inancı ve tedavi işte hepsi bu sonunda eski siz! KANSER nerde gitmiş kaçmış bile,biraz akciğer kanseri denen korkaktan bahsedelim madem burdasınız...

    • Sık görülen akciğer kanserleri iki geniş gruba ayrılabilir:

    1-Küçük hücreli dışı kanser: skuamöz hücreli kanser, (en sık); adenokarsinoma ve large cell karsinoma

    2-Küçük Hücreli kanser

    • Diğer akciğer habis tümörleri i çok sayıda fakat nadirdir (lenfoma: blastoma. sarkom.vs).

    Görülme sıkılığı: Her yıl 175.000 yeni vaka ,100.000 70 kişi.

    Yaş: 50-70 yaş

    Cinsiyet: Erkek > Kadın

    BELİRTİ VE BULGULAR

    • Öksürük
    • Nefes darlığı
    • Kanlı balgam
    • Egzersiz kısıtlaması
    • Göğüs ağrısı
    • Ses kısıklığı
    • Hırıltılı solunum
    • Kol/omuz ağrısı
    • Yutma güçlüğü
    • Kemik ağrısı
    • Kilo kaybı
    • Kansızlık

    NEDENLERİ

    • Sigara (% 90 dan daha fazla)
    • Asbeste maruz kalma
    • Halojen eterler
    • İnorganik arsenik
    • Radyoizotoplar
    • Hava kirliliği
    • Diğer metaller

    TANI

    LABORATUAR


    • Tam kan sayımı
    • Sodyum,potasyum,kalsiyum ve karaciğer enzim anormalliklerini araştırmak gerekir.
    • Pıhtılaşma faktörleri ve testleri yapılmalıdır.

    ÖZEL TESTLER

    • Elektrokardiogram
    • Solunum fonksiyon testleri
    • Egzersiz testi
    • Stres talyum veya Persantin sintig raf ileri

    GÖRÜNTÜLEME

    •Akciğer grafisi,Göğüs bilgisayarlı tomografisi, perfüzyon sintigrafisi
    •Başka organlara atladığı düşünülüyorsa,Batın ve Beyin tomografisi,Kemil sintigrafisi

    TANI İŞLEMLERİ

    • Fiberoptik bronkoskopi(Bronş içinde ucunda kamera olan bir borula girip inceleme gerekirse biyopsi yapmak)
    • ince iğne aspirasyon biopsisi.(Göğüs kafesinden iğneyle girip Akciğerdeki tümörden parça alınması işlemi)
    • lenf düğümü biopsisi, gereğinde.

    TEDAVİ

    • Küçük Hücreli Akciğer Kanserine Işın tedavisi ve kemoterapi yapılır.
    • Küçük Hücre Dışı Akciğer kanserinde önce hastalığın evrelemesi ve yayılma durumu tespit edilir.Daha sonra cerrahi tedavi ve/veya ışın-kemoterapi yapılır.
    • İmmunoterapi
    • Gereğinde ağrı tedavisi

    HASTANIN İZLENMESİ

    Cerrahi olarak tümörün çıkarılabildiği vakalarda,

    • ilk sene 3 ayda bir
    • ikinci sene 6 ayda bir
    • Üçüncü ile beşinci sene arası yılda bir izleme yapılır.

    Cerrahi olarak tümörün çıkarılamadığı vakalarda,

    • rahatlatma amacıyla için gerektiği kadar izleme yapılır.

    ÖNLEM/KAÇINMA

    • Sigaranın bırakılması
    • Asbestden kaçınma

    BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ

    • Evre I. skvamöz/ adeno/ large celi kanserlerde, cerrahi sonrası 5 yıllık sağkalım % 50
    • Evre II, skuamöz kanser için cerrahi sonrası 5 yıllık sağkalım % 33 (evre II-B cerrahi sonrası 5 yıllık sağkalım % 15) ve adeno / large celi için % 20
    • Not: Cerrahi öncesi evreleme tam kesin olmadığı için 5 yıllık sağkalımi rakamları daha düşüktür.
    • Eğer Tümör cerrahi olarak çıkarılamıyorsa , prognoz kötü olup ortalama % yıllık sağ kalım 8-14 aydır.

    Akciger kanserleri sik rastlanan ve önemli bir hastalik midir?

    Tüm dünyada erkeklerde ve ayni zamanda dünyanin bir çok ülkesinde kadinlarda en sik rastlanan kanser türüdür. Bir çok kanser türünde giderek azalma söz konusu iken akciger kanserine rastlanma sikligi maalesef giderek artmaktadir. Tüm dünyada erkek ve kadinlarda halen en öldürücü kanser türüdür. Genel ölüm nedenleri arasinda dünyada ikinci sirada yer almaktadir.

    Akciger Kanserinin sebebi nedir?

    En iyi bilinen neden sigara içilmesidir. Bazi mesleklerde çalisma, hava kirliligi, radyasyon, genetik faktörler, beslenme aliskanliklari gibi adi geçen diger nedenlerin hiç birisi sigara ile mukayese edilecek kadar önemli degildir.

    Ak toprak kanser yapar mi?

    Ülkemizin bazi yörelerinde bulunan ak toprak, gök toprak olarak bilinen asbest veya zeolit içeren toprakla temas akciger kanseri yapmaktadir. Duvar sivama ve yer döseme amaçli kullanilan ve bebeklerin altina konan bu topragin bulundugu alanlarda yasayanlarda akciger ve akcigeri örten zardan köken alan kanserlere çok sik rastlanmaktadir.

    Akciger kanseri bir meslek hastaligi midir?

    Evet. Bazen akciger kanseri bir meslek hastaligi seklinde ortaya çikar. Örnegin radyolog hekimler ve diger radyasyonla çalisanlarda ve asbest sanayiinde çalisanlarda akciger kanserleri çok daha fazladir. Asbest bir ses ve isi yalitim maddesi olarak sanayide kullanilmaktadir. Bu is kollarinda (fren ve balata üretimi, gemi ve uçak sanayii, asbestli tugla ve yapi malzemeleri üretimi gibi...) çalisanlarda akciger kanserleri bir meslek riski olarak ortaya çikmaktadir.

    Akciger kanserinin sigaradan oldugu kesin midir?

    Kuskusuz. Sigara ile akciger kanseri arasindaki sebep-sonuç iliskisi dogru orantilidir. Bir kisi sigaraya ne kadar erken yasta baslarsa, günde ne kadar çok sayida ve ne kadar uzun süre sigara içerse, içtigi sigaradan ne kadar derin dumani içine çekerse akciger kanseri olma riski o kadar fazladir.

    Sigara içmeyen akciger kanseri olmaz mi?

    Olabilir. Ancak bu, çok daha az rastlanir bir durumdur. Oysa, sigara içen bir kisinin akciger kanseri olma riski içmeyene göre 13 ile 22 kat daha fazladir.

    Akciger kanserlerinin hepsi sigaradan mi olusmaktadir?

    Akciger kanserlerinin %95' inde sebep sigaradir.

    Önlenebilir kanser ne demektir?



    Bazi hastaliklarin örnegin genetik hastaliklar gibi- nedenleri çok iyi bilinmez yada, bilinse bile bunlardan kaçinmak olasi degildir. Oysa diger bazi hastaliklar degistirilebilir çevresel faktörlerle -mikroorganizmalar, beslenme aliskanliklari, is ve çalisma kosullari, hava kirliligi gibi iliskilidir. Bu faktörler kontrol altina alinabilir ve degistirilebilirse hastalik önlenebilmektedir.

    Akciger kanseri olmamak için ne yapmaliyim?

    Akciger kanserleri sigarayla ortaya çiktigindan önlenebilir kanser türü olarak kabul edilmektedir. Sigara kullanmamakla bir kisi akciger kanseri olma olasiligini çok büyük ölçüde ortadan kaldirmis olmaktadir.

    Akciger kanseri irsi midir?

    Ailede akciger kanseri öyküsünün olmasi sigara içmemek için en önemli nedenlerden birisidir. Çünkü akciger kanserinin ortaya çikisinda genetik faktörler de rol oynamaktadir. Amcanizin, babanizin, kardesinizin akciger kanserine yakalanmis olmasi eger sigara içiyorsaniz sizin için bir erken uyaridir. Bu uyariyi dikkate almazsaniz sizin yakinlariniz da sizin yasadiginiz türden bir aciya hazirlikli olmalidirlar.

    Hiç bir sikayetim yok. Yine de korkmali miyim?

    Saglikla ilgili her hangi bir yakinmanizin olmamasi çok güzel. Ancak, bu yaniltici olabilir. Bazen hastalik uzun süre kendini belli etmeden ilerleyebilmektedir. Sigara içiyorsaniz korkmalisiniz! Gerçekten sizi rahatlatacak bir sözü söyleyebilecek durumda degiliz.

    Üç yil sigara içip biraktim. Kanser olma ihtimalim ne kadar?

    Sigaranin kanser yapici etkisi uzun yillar kullanildiktan sonra kendini göstermektedir. Sigara içen bir kisi sigarayi kaç yil içerse içsin biraktiktan sonra akciger kanseri olma riski giderek düsmekte ve 5-10 yil içerisinde hiç içmeyenlerle ayni oranda risk tasir duruma gelmektedir.

    Akciger kanserinin belirtileri nelerdir?

    Tüm kanserlerde oldugu gibi kilo kaybi, halsizlik, istahsizlik yaninda; öksürük, balgam çikarma, kan tükürme, gögüs agrisi, nefes darligi, hiriltili solunum gibi akcigerlerle iliskili yakinmalar olabilir. Bunlara bazen kanserin diger organ ve dokulara yayilmasina bagli olarak vücudun degisik alanlarinda agrilar, yutma güçlügü, bas agrisi, görme, denge bilinç bozukluklari vs gibi bir çok farkli sikayetler eklenebilir.

    Bunlarin hepsinin birlikte olmasi gerekli midir?

    Hayir. Bazen hiçbirisi bulunmayabilir veya bir ikisi bulunabilir. Bazen de bu yakinmalar vardir ancak, hasta akciger kanseri degildir. Bu belirtilerin hiç biri kansere özgül degildir.

    Ne zaman doktora gitmeliyim?

    Eger uzun yillar sigara içiyorsaniz, yasiniz 40' in üzerindeyse ve yukaridaki yakinmalarin biri veya bir kaçi mevcut ise hekime basvurmaniz ve akciger kanseri bakimindan degerlendirilmeniz önerilir.

    Akciger kanseri nasil teshis edilir?

    Yukarida bahsedilen belirtilere sahip bir kisinin öncelikle gögüs röntgeninin çekilmesi ve balgam incelemesinin yapilmasi ilk adimdir. Bunu bronkoskopi ve bilgisayarli tomografiler vd tetkikler izler.

    Bronkoskopi nedir?

    Agiz veya burundan ince ve bükülebilir, isikli hortum veya rijit borularla (!) akcigerlerimize kadar girilip solunum yollarimizin içten gözlenerek muayenesidir.

    Bronkoskopi ne ise yarar?

    Solunum yollarinda yerlesmis hastaliklarin teshisi ve tedavisi için kullanilan bir yöntemdir. Hastaligin dogrudan görülebilmesine, hasta alandan biyopsi vb islemlerin yapilarak teshis konulmasina yarar.

    Bronkoskopi sadece akciger kanserlerinin teshisinde mi kullanilir?

    Hayir. Solunum sistemini tutan ve bilhassa solunum yollarinda yerlesen bir çok hastaligin teshisinde rutin olarak kullanilmaktadir.

    Bronkoskopinin tehlikesi yok mu?

    Hayatimiz boyunca attigimiz her adimin, yaptigimiz her isin bir riski vardir. Trafige çikmanin, uçaga binmenin, yüzmenin ve daha yapageldigimiz nice isin tasidigi risk bronkoskopinin risklerinden az degildir. Bronkoskopi ve bilhassa bükülebilir cihazlarla yapilan bronkoskopi güvenli muayene yöntemlerinden birisidir. Dikkatli çalisildigi sürece ciddi bir sorunla karsilasma olasiligi son derece düsüktür.

    Bronkoskopi sirasinda çok aci çekilir mi?

    Bronkoskopi öncesinde hastaya anestezi uygulanir. Yani agri, öksürük, bulanti hislerinin uyanmasina mani olmak üzere solunum yolu boyunca geçici süre uyusma saglayan bir ilaç nefes yoluyla hastaya verilir. Bu islem usulüne uygun olarak yapilirsa hasta agri, aci çekmeden bronkoskopi yapilabilir.

    Akciger kanseri bir kaç çesit midir?

    Akciger kanserleri farkli hücre tiplerine göre gruplandirilir. Her türün seyri, tedaviye cevabi, farklidir. Tedavi planlanirken kanserin türü de bilinmelidir. Hastaligin agirligi da türüne göre farklilik gösterebilir.

    Bronkoskopi yapilan kisilerde bazen sonradan kanser çikiyor mus?

    Böyle bir sey asla dogru degildir. Bronkoskopi yapilan kisilerin bir kisminda zaten kanseri teshis için bu islem yapilmaktadir. Dolayisiyla bronkoskopi yapilan kisilerin bazisina kanser teshisi konmasi bronkoskopi yapildigindan degildir. Bilakis, kanser oldugu düsünüldügünden bronkoskopi yapilmistir.

    Akciger kanseri teshisi konan hastaya ne yapilmalidir?

    Öncelikle kanser oldugu mutlaka biyopsi ile kesinlestirilmelidir. Sadece muayene veya röntgenlerine bakarak kanser teshisi konamaz. Bunu takiben, kanser tipi belirlenmelidir. Bundan sonra ise kanserin büyüklügü, yerlesim yeri, yayildigi diger bölgeler arastirilmaldir. Bu islemlere evreleme diyoruz. Son olarak hastanin direnci, günlük yasamini devam ettirirken sahip oldugu performans tayin edilip, hasta ile konusarak tedavi karari verilmelidir.

    Parça almadan tedaviye baslansa olmaz mi?

    Bazi hastalar parça alinmasina (biyopsi) pek sicak bakmiyorlar. Oysa, bu yapilmadan kanser tedavisine baslanamaz. Kanser tedavisinde kullanilacak yöntemler ve ilaçlar hastaya bir çok bakimdan riskler getirecektir. Bu riskleri üstlenmesi için öncelikle kanser teshisinden ve tipinden emin olmak gerekir. Rastgele kanser tedavisi olmaz.

    Parça alininca kanser yayilir mi?

    Usulüne uygun sekilde, deneyimli eller tarafindan yapildigi sürece böyle bir tehlike söz konusu degildir.

    Akciger kanserinin tedavisi var mi?

    Elbette. Akciger kanserli hastalarda da hastanin durumuna göre çesitli tedavi sekilleri vardir. Ameliyat, radyoterapi (isin tedavisi), kemoterapi (ilaç tedavisi) destek tedavisi ve ismi burada verilmesine gerek olmayan diger tedavi yaklasimlari halen uygulanmaktadir.

    Bu tedavilerle hastalik iyilesebiliyor mu?

    Hangi hastalikta olursa olsun uygulanacak tedavinin %100 basarili olacagini önceden bilmek olasi degildir. Akciger kanserinde de bu tedaviler ile bazen tam sifa, bazen düzelme bazen ise sadece hastaligin ilerleyisini durdurmak mümkündür. Kuskusuz basarisiz kalinan olgular da söz konusudur. Hastanin, hastaligin ve uygulanan tedavinin türüne göre bu sonuçlar degisebilir.

    Bu tedaviler gerçekten ise yariyor mu?

    Bazi kanserlerde elimizdeki tedavi sekilleriyle kanseri tamamen yok etme sansi akciger kanserlerine göre çok daha yüksektir. Ancak, akciger kanserli olgularda da bu sans vardir. Hastanin bu sansini kullanmasi uygun olan tercihtir.

    Akciger kanserli hasta eninde sonunda ölür mü?

    Hastayi tedavi ederken amacimiz onu ölümsüz kilmak degildir. Buna kimsenin gücü yetmez. Ancak, hastaligi yok etmek, küçültmek, sinirlamak, sag kalimi uzatmak, hastanin yasam kalitesini artirmak gibi amaçlarimiz vardir. Bunlardan hangisine ne ölçüde ulasilirsa ulasilsin tedavi basarili olmus sayilmalidir. Su unutulmamalidir ki, sadece akciger kanserli hastalar için degil, ölüm hepimiz için kaçinilmazdir.

    Akciger kanserli hasta ne kadar yasar?

    Çok sik sorulan bu sorunun cevabi maalesef bizde yoktur. Insanlarin yasamalarina ve ölmelerine karar vermek hekimlere düsmez. Hekimler kendi yasamlarinin bile ne zaman ve nasil sonlanacagini bilemezler.

    Ameliyat olmadan ilaçla tedavi olsam olmaz mi?

    Bazi hastalarimiz kendilerine ameliyat önerdigimizde bu sekilde bir soru soruyorlar. Oysa biz her hastaya ameliyat olmasini tavsiye etmeyiz. Ancak, hastanin tedavisi için ameliyat gerekiyorsa, bunun yerini ilaç veya isin tedavisiyle doldurmak mümkün degildir. Ameliyat için uygun bulunan hasta mutlaka ameliyat olmalidir.

    Hem ameliyat hem de ilaç tedavisi birlikte uygulanir mi?

    Evet. Bazen ameliyat, radyoterapi ve/veya kemoterapi birlikte uygulanabilir. Bu es zamanli da olabilir. Birbirini takip edecek sekilde de olabilir.

    Ilaçla tedavi süresi ne kadar olmali?

    Kanser tedavisinde kullanilan ilaçlar belirli araliklarla tekrarlayacak sekilde (kürler halinde) verilir. Hastanin ve hastaligin tedaviye cevap vermesi durumuna göre kürlerin sayisi degismektedir.

    Kanser tedavisinin yan etkileri nelerdir?

    Yan etkiler kullanilan ilaca, ilaç veya isini uygulama teknigine, ilaç veya isinin dozuna, hastanin yasina ve organ fonksiyonlarina, birlikte kullanilan diger ilaç veya tedavilere bagli olarak degisir.

    Kanser tedavisi saç dökülmesi, bulanti kusma yapar mi?

    Bu sekildeki yan etkiler kanser tedavisi sirasinda sik görülmektedir. Ancak, bunlarin hepsi de tedavi tamamlandiktan sonra geri dönüslüdür. Bazi ek ilaçlarla bulanti önlenebilir. Ishaller, enfeksiyonlar, radyoterapi alaninda cilt yaniklari, yutma güçlügü, agizda yaralar ve akcigerlerde fibrozis olusabilir. Bu durumlarla karsilasmamak için gerekli önlemler alinmali ancak, buna ragmen olustugunda ise uygun sekilde tedavi edilmelidir.